Türkiye ve Akademik Makaleler

Yazan : Şadi Evren ŞEKER

Bu aralar dünya bankasının verilerini dolaşıyorum. Oldukça ilginç veriler var. 1985 – 2011 yıllarında bilimsel ve teknik alanlarda yapılan yayınlara ( ki bunlar fizik, biyoloji, kimya, matematik, klinik ilaç, biyomedikal, mühensilki ve Teknoloji ve yer ve uzay bilimlerini kapsamaktadır) ait verileri çektim ve Türkiyede yayınlanan akademik yayın sayılarını görselleştirdim ve durum aşağıdaki gibi :

turkiye_makale_sayisi

Ayrıca karşılaştırılabilmesi için dünya toplamındaki yayın sayılarını da aşağıdaki şekilde görebilirsiniz:

dunya_makale_sayisi

dikkat edileceği üzere 2007-2008 dünya krizinin etkisi 1 yıl gecikme ile akademik makalelere yansımış durumda. Bu genelde akademik projelerin çıktısı olan makalalerin, projelerdeki bütçe etkisinin gecikmeli olarak makale sayısına yansımasından kaynaklanmakta (veya makalelerin kabul süreleri, yazım ve basım süreleri gibi çok sayıda gecikme etkisi burada eklenebilir).

Ayrıca veriler üzerinde hızlıca bir sıralama yapıldığında 256 kayıt bulunan ve aralarında dünya, avrupa, oecd gibi çok sayıda indeksin de bulunduğu tabloda Türkiye 1986 yılında başladığı 67. sıradaki seviyesini 2011 yılı itibariyle 37. sıraya ilerletmiş durumda. elbette bu sıralama ülke sıralaması değil, ülkelerin arasında çeşitli indeksler de bulunuyor. Bu durum ise aşağıdaki grafikte gösterilmiştir:

dunya_makale_siralamasinda_turkiye

Dünya ülkeleri arasında Türkiye nerede diye merak edenler için ise durum aşağıdaki şekilde:

 

China
Japan
Germany
United Kingdom
France
Italy
Korea, Rep.
South Asia
Spain
India
Australia
Netherlands
Russian Federation
Brazil
Switzerland
Sweden
Turkey

Yani 2011 yılı itibariyle Türkiye 17. sırada. Henüz son 3 yılın verisi ulaşmadığı için son yıllardaki durum belirli değil.

Kaynak: Dünya Bankası Verileri ve ayrıca National Science Foundation, Science and Engineering Indicators.

Caro Emerald – Tangled UP

İnternetteki rezil Türkçe tercümelerini görünce dayanamadım ben çevireyim dedim. Yahu “Hollandaya mı gittim” ne demek 🙂 Muhteşem tercüme yeteneği ile “in lu” yu da “lu’da” diye tercüme eden “yetenekleri” kutluyorum 🙂

[Verse 1]
I took the perfect avenue, down the road to both of you
Yolun sonunda ikimizin olduğu mükemmel bir yol tutturmuşum

Did I go Dutch? — This is too much
Alman usulü müydü? Bu çok fazla

With all the money in the world, you could never buy this girl
Dünyadaki bütün parayla bile, bu kızı asla alamazsın

Quite enough, it will be tough
Oldukça yeterli, zor olacak

If romancing me with neons is something you should do
Neonlar altında benimle aşk yaşamaksa, bu yapman gereken birşey

Make the letters write in luminous, in lu
Aydınlıkta mektupları yazdır, bunun yerine

[Refrain]
And get me wicked up, shake it up — Tangled up
You could be breaking up, making up — Tangled up
You can’t be faking it, making it from my love
With all this tragedy, don’t get me tangled up

[Verse 2]
I can’t separate your sins, to me you’re acting like you’re twins
Günahlarını ayırt edemem, bana siz ikiz gibi davranıyorsunuz

This is a mess, is this a test?
Bu bir dağınıklık, bu bir test

How many guesses do I get? ‘Till only one of you is left
Kaç tahmin hakkım var? Sadece sizden birisi kalana kadar

You’re quite the same if love’s the gain
Sen tamamen aynısın, şayet aşk bir kazançsa

I want to see emotions coloring the sky
Duyguların göğu renklendirdiğini görmek istiyorum

To the point it will make me wanna cry
Beni ağlamak isteyeceğim noktaya getirene kadar

[Refrain]

[Post-Refrain]
Tangled up

[Bridge]
Treating girls like a yo-yo
Kızlara yoyo gibi davranmak

Is a no no
Hayır hayır’dır

Of a monumental kind
Abide bir tarzda

If playing with your string
Şayet iplerinle oynamaksa

Had lanced to be your thing
Sana mızrakla saplanmış gibi

It’s easy to say to both, “Oh never mind”
ikisini de söylemek kolaydır, “aldırma”

[Refrain]

[Post-Refrain]
Tangled up
Tangled up
Tangled up

 

 

Kuzey Kore ve HP firmasının raporu

Bu bağlantıda HP firması tarafından kuzey korenin siber savaş gücüne ait rapor bulunuyor. 
Efendim, 3000 kişilik olduğu tahmin edilen siber savaş ordusu aslında 5900 kişiymiş, kendi işletim sistemleri olan red star os (kızıl yıldız işletim sistemi) yazmışlar, 2014 yılında interneti endüstri alanlarına da bağlamışlar, uluslar arası uydu ağı olan inter-sat üyesi olmuşlar, 3g yayınına başlamışlar, teknik eğitimden sorumlu unit 35 varmış, sosyal medya kullanımı yaygın olmadığı için psikolojik operasyonlara açık değilmiş, EMP (elektro manyetik olarak elektronik cihazları kilitleme) yeteneğine 2011 mart ayında ulaşmışlar, 2014 yılında bir droneları güneyde düşmüş (drone yapabiliyorlarmış), vs. vs.
şöyle bir bakınca zaafiyet olarak sayılan herşeyin bizim ülkemizde de olduğunu görmek ne kadar üzücü.
Ayrıca HP gibi bir firma!!! neden bir ülkenin siber savaş gücünü araştırıp rapor hazırlar? Bunu bir ülke için hazırlayan bir amerikan firması varsa, bizim ülkemiz için hangi firmalar neler hazırlamıştır?
http://h30499.www3.hp.com/hpeb/attachments/hpeb/off-by-on-software-security-blog/388/2/HPSR%20SecurityBriefing_Episode16_NorthKorea.pdf

Twitter ve İfade Özgürlüğü

Twitter ince bir delikten geçiyor. Robin Williams’ın düzmece fotoğrafları yüzünden twitterı terk eden kızının hemen ardından Foley’in kafasının kesilme resmi ve Amerikadaki polisin şiddet görüntüleri twitter’ı baya zorladı. Bu yazıda sosyal medya karşılaştırması var ve twitter buradaki tabloya göre herşeye izin veriyor gibi görülüyor. Ancak problem giderek büyüyecek gibi duruyor. Unutmamalı ki her durum ve her zamanda özgürlük, hiçbir zaman için herkese verilemez. Çoğu zaman birilerinin daha özgür olamsı, başka birilerinin özgürlüğünün engellenmesi anlamına gelir. Bu yüzden özgürlük ve haklar çok ince bir dengede bilgece yürütülmesi gereken değerlerdir. Twitter’ın dengesi biraz sarsıldı gibi. Bakalım daha neler olacak:

sosyalmedyakarsilastirmasi

http://online.wsj.com/articles/twitter-is-walking-a-fine-line-confronted-with-grisly-images-1408659519

Amazon ve Twitch

Amazon, Twitch’i satın alıyor (bilmeyenler için not: Twitch oyun videolarını içeren bir youtube benzeri video sitesi) 50bin dolarlık bir çek yazarak venture capitalist olarak ilk desteği 2005 yılında veren yatırımcıdan, değişik aşamalarda destek veren yatırımcılara kadar herkes kazanıyor. toplamda milyar dolarlık bir satış getirisi bekleniyor.
Twitch’in hikayesi de enteresan. İlk çıkışı justin.tv olarak başlayan ve Justin Kan isimli kurucusunun kafasına taktığı bir kamera ile günlük yaşantısını çekip yayınladığı bir site olarak başlayan twitch daha sonra oyun videoları yayınlayarak esas yükselişini yakalıyor ve tam olarak 970 milyon dolara satıldı.
Alana verene hayırlı olsun, darısı bizim ülkemizdeki girişmci ve yatırımcıların başına: http://blogs.wsj.com/digits/2014/08/25/y-combinator-alsop-louie-would-score-big-in-twitch-amazon-deal/

Kill Switch – Kilit Düğmesi

Kaliforniya valisi ”kill switch” ismi verilen teknolojinin eyalette satılan bütün cep telefonlarında bulundurulmasını zorunlu kılan yasayı onayladı. Buna göre bir cep telefonunun çalındığı rapor edildiği zaman, telefon uzaktan kapatılıyor. Kaptılan telefondaki herhangi bir bilgiye erişim kesinlikle mümkün olmuyor ve telefon bir daha kullanılamayacak şekilde kendisini kilitliyor. Bu sayede kişisel bilgilerin korunmasının yanında telefon hırsızlığının önüne de geçilmesi planlanıyor. 

Türkçede henüz karşılığı olmadığı için ben ”kilit düğmesi” diyorum.

http://bits.blogs.nytimes.com/2014/08/25/california-governor-signs-law-requiring-a-kill-switch-on-smartphones/?smid=tw-nytimestech&seid=auto

Şirket Birleşmeleri ve Fastfood Yenilikleri

Tim Horton ile Burger King birleşme kararı aldılar. Kanada’dayken Tim Horton’a gitmiştim, lezzet, kalite, ürün çeşitliliği ve fiyat/performans olarak kesinlikle burger king’ten daha iyi bir zincir. Belki dünya çapındaki 18.000 şube için bir yenilik fırsatı doğar. 

Yenilik (innovation) şekillerinden birisi de şirket birleşmeleri olarak geçiyor. Şayet doğru yönetilirse dünya çapındaki fast food krizini çözme ihtimali var.

Dünyada şu anda fast food zincileri hem ekonomik hem de politik problemler içerisinde. Tabi bir de işin sağlık boyutu var ve giderek obezite karşıtı hareketin güçlenmesi ile değer kaybediyorlar.

Mesela, bir zamanlar sigara yasaklarının artacağının anlaşılması ile sigara firmalarının birer birer satılması gibi fast food firmalarının satılmasını da yakında görebiliriz.

Tablet satışları düşerken PC satışları artıyor

PC satışları artarken tablet satışları düşüşe başladı. Tabletlerin ilk çıktıkları zamanki patlamanın etkisi geçti. En etkin sebebi tabletlerin performans sorunları. Bilgisayarlara hiçbir zaman alternatif olamayacakları kesin ancak insanlar basit işlerini yaparken de sorun yaşamak istemiyor. Yazıda sorunun çözümü olarak Super Tabletler (performans olarak daha güçlü tabletler) gösterilmiş ancak bence çözüm daha hafif ve taşınabilir (hatta belki giyileiblir) laptoplar. Geçenlerde bir yazı gördüm bir bilgisayarın çok nadiren 5 yıldan uzun kullanıldığını yazıyorlardı  ben Mac Book Air kullanıyorum ve 3 yılı geçtim (elbette ikinci bir bilgisayarım hep oldu ama ana bilgisayarım buydu). Demek ki iyi birşey yapınca kullanılıyor.http://techcrunch.com/2014/08/23/why-are-pcs-up-and-tablets-down/?ncid=rss&utm_source=feedburner&utm_medium=feed&utm_campaign=Feed%3A+Techcrunch+%28TechCrunch%29
Why Are PC Sales Up And Tablet Sales Down? | TechCrunch
techcrunch.com
When iPads first came out, they were hailed as the undoing of the PC. Finally, a cheap and reliable computing device for the average user instead of the..